|
AV MEVSİMİNDE
NALLIHAN’A 42 ÜLKEDEN 66 AVCI GELDİ
ŞUBAT-2005
Zaman
Ankara’nın
Nallıhan ilçesi, uluslararası alanda av turizminin cazibe merkezi haline
geldi.
Avlanmak
için ilçeye 2004 yılında, 42 ülkeden 66 avcı geldi. Nallıhan Kaymakamı
Kubilay Ant, ilçenin doğal bitki örtüsünün yanı sıra yaban hayatı
açısından da oldukça zengin olduğunu belirtti. Bu zenginliğin daha da
artırılması için ilçe sınırlarındaki koruma alanlarında yaban koyunu,
geyik ve karaca neslinin üremesine önem verdiklerini söyledi. Geçen yıl
Karaman’dan Nallıhan’a getirilen yaban koyunlarının, doğal hayata
adaptasyonu çalışmalarını Milli Parklar yetkilileriyle sürdürdüklerini
anlatan Ant, 52 yaban koyunundan hamile olanların önümüzdeki aylarda doğum
yapmasıyla bu sayının artacağını söyledi. Nallıhan Kaymakamı Kubilay Ant,
“Koyunlar, doğal ortamlarına uyum sağlamalarının ardından, bahar aylarında
doğaya bırakacaklar.” diye konuştu. Ant, öte yandan envanter çalışmaları
yapılarak sayıları belirlenen bazı yaban hayvanlarının, kanunlar
çerçevesinde, belirli sürelerde avlanmalarına izin verildiğini anımsattı.
İlçede
özellikle yaban domuzu sayısının oldukça fazla olduğunu ve bunların sezon
içinde avlanabildiklerine işaret eden Ant, şöyle konuştu: “Yabancı
avcılar, domuz avına büyük ilgi gösteriyor. Nallıhan’ı geçen yıl
İngiltere, Avusturya, İspanya, Portekiz, Almanya, Fransa, İsviçre, Norveç
ve Slovakya gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 42 ülkeden 66 yabancı
avcı ziyaret etti. Bu avcılar, Nallıhan’a bağlı köylerde
gerçekleştirdikleri avlarda 67 domuz vurdular. Bunun karşılığında da 16
bin dolar harcadılar. Bu gelirlerin bir kısmı köy tüzel kişiliklerine, bir
kısmı da Çevre ve Orman Bakanlığı’na aktarılıyor. Av turizmi bölgeye
ekonomik yönden önemli katkılar sağlıyor.’’
Yaban
domuzlarının özellikle dişleri dolayısıyla avlandığını belirten Kubilay
Ant, ilçeye avlanmaya gelen turistlerin uluslararası avcılık
yarışmalarında kendilerini dereceye sokacak dişlere bu bölgede avlanan
domuzlarda rastlandıkları için Türkiye’yi tercih ettiğini söyledi.
Türkiye’nin çeşitli turizm alanlarında önemli mesafeler kat ettiğini
belirten Ant, av turizmine de gereken önemin verilmesi gerektiğinin altını
çizdi.
NALLIHAN VAKFI
DERGİSİ
EKİM-2002
Mesut ŞENER
NALLIHAN’I
TANITMAK
Sanırım pek çoğumuz yaşamışızdır; bir tanışma anında
–“Memleket neresi hemşerim?” diye sorulduğunda –“Nallıhan” dediğimiz zaman
karşımızdaki bilememenin şaşkınlığı içinde yüzümüze bakarken çok
üzülmüşüzdür.
Kimi de –“Evet biliyorum, Ankara’dan Kırıkkale’ye
giderken Kayaş’ı geçince değil mi?” dediğinde yine aynı duyguları
yaşamışızdır. İçimizden, orası Nallıhan değil, Lalahan kardeşim
demişizdir.
Peki, bunları nasıl aşabiliriz? Güzel ilçemizin ülke
genelinde tanınmasını nasıl sağlayabiliriz? Bu elbette kolay değil, kolay
olsaydı bugüne dek olurdu. Ama bir yerden başlamalıyız. Bunu yaparken
yazılı ve görsel basından, ilçemize gelip giden konuklardan, hatta Ankara
ve İstanbul’daki pazarcılardan yararlanabiliriz. Örneğin; her yıl yapılan,
Taptuk Emre’yi Anma Günü ve Nallıhan Kuş Cenneti Foto
Safari Etkinliğinde medya çalışanlarını ilçemize davet edebiliriz.
Onların, nereleri gezip görmeleri gerektiğinin, hangi yöresel yemekleri
yiyeceğinin ve hangi yöresel ürünleri alabileceklerinin bir planlamasını
önceden yapabiliriz. Yoksa, başka il ve ilçelerin adıyla özdeşleşen
ürünleri, yemekleri sunmaya kalkarsak, kendimizi aldatırız, amaca
ulaşmakta zorlanırız. Bu konuda komşu ilçelerle çekişmeye hiç gerek yok.
Beypazarı’nın kurusu, sodası, Mudurnu’nun tavuğu, Ayaş’ın dutu varsa,
bizim hiç bir şeyimiz yok mu?
Var elbette. Artık, bunları ortaya çıkarmak,
markalaştırmak, Nallıhan’ın tanıtımını sağlamak amacıyla elbirliğiyle
çalışmamız gerekiyor.
İlçemizin karakteristik ürünlerinden olan ipek iğne
oyası, tiftik ve pirinçten, günümüzde yararlanabileceğimiz sadece ipek
iğne oyaları kaldı.
Tanıtıma ipek iğne oyaları ile başlayabiliriz. Bunun
için Nallıhan’da bir festival düzenlenebilir. Büyük kentlerde kermesler
yapılabilir. İpek oyaları “Nallıhan İpek Oyası” olarak pazarlayıp,
ülke genelinde ilçemizin tanıtımında kullanabiliriz. Oya paketinin ön
yüzünde, Nallıhan İpek Oyası arka yüzünde oyanın adı, nasıl kullanılacağı,
nasıl yıkanacağı gibi açıklamalar yer alabilir.
Oyanın yanına yeni ürünler gerekiyor. Neler olabilir
bunlar?
Trabzon ekmeği, Mudurnu ekmeği, Alman ekmeği varda,
niye Nallıhan ekmeği olmasın? Dini bayramlarda arife günü hemen hemen her
ev, mahalle fırınlarında çörek yapar. Cevizlisi, susamlısı, soğanlısı,
peynirlisi yapılan bu çörekler ısıtılıp yendiğinde ne kadar lezzetlidir.
Zaten soğuk da yenmez. Bu ekmeğin adını, “Nallıhan Ekmeği” koyup
büyük kentlerin süper marketlerinde satışa sunabiliriz.
Kapama pilavını, ilçeye gelen konuklara “Nallıhan
Pilavı” olarak sunup pilavdan da tanıtımda yararlanabiliriz. Pilavı;
ilçemizdeki her lokantanın, hoşaf, turşu ve pekmezden oluşacak bir menüyle
konuklara sunması önerilebilir. Bize ait olan bir yemekle yola çıkmazsak,
çoğu yerde görmeye alışkın olduğumuz baklava ve yaprak sarmayla, geç kalan
tanıtımımızı biraz daha ertelemiş oluruz.
Koyun ve keçi etinin yağsız yerlerinden hazırlanan
gorçan veya sırımı “Nallıhan Kebabı” olarak ikram edebiliriz. Buna
ilçemizdeki lokantalarda hemen başlayabiliriz. Ankara ve İstanbul’da birer
lokantayla bu konuda anlaşma da yapılabilir.
Son yıllarda çeltiğin yerini alan domatesin Ankara,
İstanbul pazarlarında Sarıcakaya ya da Ayaş domatesi olarak
pazarlanmasının önünü kesip Nallıhan domatesi olarak satılmasını
sağlayarak domatesten de tanıtımda yararlanabiliriz. Bu hiçte zor değil.
Başta bütün üreticiler kasalarının üzerini Nallıhan diye yazsalar bu işin
yarısını çözer. Bunun yapılmasında Kaymakamlık ve Ziraat Odası yardımcı
olabilir. Yarısını da komisyonculara ve pazarcılara yaptırabiliriz.
Nallıhan’dan giden her sebze, örneğin; taze fasulye ve lahana, Nallıhan
fasulyesi, Nallıhan lahanası olarak pazarlandığında Nallıhan’ın tanıtımına
onların da küçükte olsa bir katkıları olacaktır.
|
|
NALLIHAN'IN
SESİ GAZETESİ
HAZİRAN-2004
Hasan OLUM
BEYPAZARINDA
NALLIHAN ESİNTİSİ
Beypazarı’nda
her yıl geleneksel olarak yapılan El Sanatları ve Göveç festivalinde
Nallıhan Belediyesi tarafından açılan Stand büyük ilgi gördü. 5 Mayıs 2004
tarihinde başlayıp iki gün devam eden ve bir çok ilçe standının yer aldığı
festival boyunca yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Nallıhan
Standında ipek iğne oyalarımız, ilçemizde bir vatandaşımız tarafından
yapılan ahşap su fıçıları , bez dokuma tezgahı ve bu tezgahta dokunan
bezler sergilenerek satışı yapıldı. Ayrıca festivalde ipek böceği
kozasından ip elde eden bir bayanımızın gösterisi, Belediyemiz tarafından
yaptırılan güzel görünümlü ahşap stand ve bu stand içinde yer alan
Nallıhan Enerji ve Üretim A.Ş tarafından hazırlanan ipek iğne oyası
sergisi basın görevlilerinin ve sergileri dolaşan vatandaşların ilgisini
çekerken festival boyunca sergimizi ziyaret eden yerli ve yabancı
turistlere tadımlık Nallıhan Baklavası ikramı yapıldı.
Başka
il ve ilçelerden Beypazarı’ndaki festivale gelen ve Nallıhan sergimizi
ziyaret ederek hazırlanışı bakımından çok güzel olan Nallıhan sergisini
Beypazarı’nda görmekten dolayı gurur duyduklarını, fakat benzer
festivallerin Nallıhan’da da yapılmamasından dolayı da büyük üzüntü
yaşadıklarını dile getiren bir çok Nallıhanlı hemşehrimiz, Nallıhan’da bir
an önce bu yöndeki çalışmaların hemen başlatılması temennisinde
bulundular.
|
AV DOĞA
DERGİSİ
MART-2004
Murat BALCI
NALLIHAN'DA NELER OLUYOR !
|
|
Avcı olup da Nallıhan’ı
bilmeyenimiz yoktur. Biliriz biliriz de, her zaman avcı
gözüyle biliriz. Dağlarını, sularını, köylerini, ağaçlarını
biliriz. Anlıyacağınız gözümüz başka bir şey görmez. Bu sefer
avdan avcılıktan bahsetmeyeceğim.
|
|
Ocak
ayının son günlerinde Avusturya’lı avcı misafirlerimizle Ay-Fi
Safaris olarak Nallıhan’daydık. Nallıhan Öğretmen Evinde.
Öğretmen evi deyip geçmeyin. Devletimiz özenmiş bezenmiş
yapmış. Bazı eksiklikleri yok değil, ama yapmış. Bir müddet
atıl kaldıktan sonra Sayın Kaymakamımız Kubilay
ANT son noktayı koyarak öğretmenlerimizin hizmetine sunmuş.
Hele hele lokanta kısmını Arhavi’li dostlarımız almışlar ki
demeyin gitsin. Karadeniz sıcaklığı ve kıvraklığı hemen
kendisini göstermeye başlamış. Sıcacık bir mekan ve mutlu
gülümseyen yüzler. Üstüne bir de laz şivesi eklenince,
yemede yanında yat. Bizleri de burada misafir ettiler. Misafir
diyorum gerçekten tam misafirdik. Hani bir laf vardır
“elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak” diye. Aynen
öyleydik. Sayın Kaymakam Bey’in onca işinden vakit ayırıp 2
akşamını bizimle geçirmesi ve yabancı misafirlerimize
Nallıhan’ı tanıtması gerçekten takdire değer bir davranıştı.
Akşam yemeklerine geçmeden önce
avda sunulan ziyafetten bahsetmek istiyorum; Ev’de sabah
kahvaltısını takiben avlakta yapılan süreklerin ardından
gidilen toplanma yerinde koca bir ateş yakılmış, saçayağının
üzerine çaydanlık yerleştirilmiş, ters çevrilen toprak bir
tepsi, ateşin üzerine konulan iki taşın arasına yatırılmış,
avcılar bekleniyor. Üşüyen avcılara ikram edilen çayla
birlikte, ateşte toprak tepside ısıtılmış bazlama, gözleme,
yanında peynirler, zeytinler. Gözleme deyip geçmeyin.
İçerisine kabak konularak yapılmış ağzınıza layık. Gözlemenin
kabaklısı da olurmuymuş demeyin, gidin Nallıhan’a görün. Hele
hele 2 tencere zeytinyağlı dolma vardı ki tüm Nallıhan’a
yeterdi. Ardından şarap ikramı ve tekrar av. Tüm bunların
ardındaki mümtaz şahsiyet Rıfat Bey’e buradan saygılarımı
sunuyorum. Yalnız 10 kilo kuruyemiş (Avusturya’lıların deyimi
ile kuş yemi) pek yetmedi bilesiniz. Hani şu kabuksuz kabak
çekirdeklerinden biraz daha olsaydı da yedekli dolaşsaydık
fena olmazdı. Malum 40 yaşından sonra lazım oluyor !.
Akşam yemeğimiz hayli kalabalık.
Güzel insanlarımız yine bizleri yalnız bırakmıyor. Sayın
Kaymakam Kubilay ANT’tan başka, sol tarafımda Ziraat Odası
Başkanı Sayın Kadri AYKUL, Abant Gıda ve Seyahat Acentası
Yetkilisi Sayın Sebahattin ÇEVİK, Kaymakamlık Yazı işleri
Müdürü Sami MUTLU, Nallıhan Enerji Üretim A.Ş. Yetkilileri
Sayın Meryem BIÇKICI ve Bedran BİNGÖL, Nallıhan’ın Sesi
Gazetesi Muhabiri ve Nallıhan Kaymakamlığı Basın Danışmanı
Hasan OLUM (ki doğuştan gazeteci hiç bir şeyi kaçırmıyor),
Nallıhan Orman İşl. Müdürü Sayın Cavit MERSİN, Ankara’dan
gelerek görevlerini ifa eden ve bizleri yalnız bırakmayan Doğa
Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Sayın Nihat AKSU, Doğa
Koruma ve Milli Parklar Mühendisleri Sayın Cengiz UZUN ve
Sayın Ali MUTLU.
Bunca Erkan ve Sayın
Kaymakamımızın önünde duran Avusturya-Türk Bayrağı ve Avrupa
Birliği Bayrakları yabancı misafirlerimizi zaten şaşırtmaya
yetmişti ki, açılan kapıdan asıl sürpriz belirdi.
Küçücük çocuklarımız ellerinde Avusturya ve Türk Bayrakları
folklorik giysileri içinde, yöresel oyunlara başladılar.
Görüntü inanılmazdı. Hepsinin alnından tek tek öpmek isterdim.
Küçücük eller, ayaklar, güleç mahcup yüzler
“gostak-gostak” ne kadar güzel oynadılar.
İkinci akşam Türk Ev’inde yöresel
yemeklerin ikram edileceği davete Savcılarımız Sayın
Ayhan METİN ve Sayın Ali ONÜŞ’de katıldılar. Kaymakam Bey, bir
Türk Ev’i yaratmış. İçerisi tamamen yöresel tarzda dekore
edilmiş. Kilimler, masa üstü örtüleri kısacası her şey
Nallıhan’a özgü. Ortada bir kuzine, sıcacık bir ortam. Saz
heyeti eşliğinde çok güzel türküler ve yöresel yemekler.
Sonradan öğrendim ki bu güzel yemekler Sayın Meryem
BIÇKICI’nın ellerinden çıkmış. Bir ülke, bir yer ancak
bu kadar güzel tanıtılırdı. Hele hele Kaymakam Bey’in
“buradan eşlerinize, kızlarınıza, dostlarınıza
götüreceğiniz bir hediye vermek istedik” diyerek her
misafire birer el işlemesi yazma hediye etmesi inanın beni çok
duygulandırdı ve gururlandırdı. Ardından Nallıhan’lı
bayanların el emeği göz nuru işlemelerini sergiledikleri yere
geldiğimizde Sayın Meryem BIÇKICI yine oradaydı. Bu kez
Nallıhan’lı hanımların işledikleri el işleri hakkında bilgiler
veriyordu. Pes doğrusu hani on parmakta on marifet.
Evet gelelim sözün özüne;
Nallıhan’da ilk kez yabancı bir avcı kafilesi ağırlandı.
Bizler Ay-Fi Safaris olarak dahi bu kadarını
beklemiyorduk. Nallıhan’ın çok güzel insanları var. Çok
güzel yetkilileri var. Nallıhan’ı çok seviyorlar ve
Nallıhan’ın ilerlemesi için çalışıyorlar. Hepsi için Allahtan
daha fazla güç, direnç ve sağlık diliyorum. Hele bir
güzel Kaymakamları var ki sanırım her ilçe böyle bir
Kaymakam’a sahip olmak ister. Ben bir Türk vatandaşı olarak
çok gurur duydum. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bizlere güzel yemekler
hazırlayan-hazırlatan Arhavili hemşehrim Sayın Kibar YILMAZ’a
ve çalışanlarına de teşekkürlerimi sunuyorum. Buradan
isimlerini saymayı unuttuğum diğer güzel insanlara da çok
teşekkür ediyorum. Sizler her şeyin en güzeline layıksınız.
Neredeyse unutuyordum, güzel almancası ile bizlere yardımcı
olan sevgili adaşım Murat’a da her ne kadar işi gücü bırakıp
ha bire aracını vinçlemekle uğraştıysak da kucak
dolusu sevgiler ve saygılar.
Nallıhan’da güzel şeyler oluyor
ve olmaya da devam edecek.
Rastgele...
| |
ZAMAN GAZETESİ
NİSAN-2003
ANKARA'NIN
SİLUETİ FOTOĞRAFLARA TAŞINDI
Fotoğraf sanatçısı Hamit Yalçın,
Ankara’nın silûetini yansıttığı resimlerini stüdyosunda sergiliyor.
Birçok Ankaralı, İstanbul’un devasa siluetine hayran hayran bakarak,
içinde yaşadığı şehrin hiç de yabana atılamayacak görüntülerini
farkedemez.
Ankaralı fotoğraf sanatçısı Hamit
Yalçın, açtığı Anadolu Esintileri Fotoğraf Sergisi’nde Ankara’nın
birbirinden güzel siluetlerini ve görüntülerini gözler önüne getiriyor.
Anıtkabir’i, Maltepe Camii, Botanik Parkı, Atakule'si, Nallıhan Kuş
Cenneti ve Kocatepe Camii ile Ankara’nın hiç de yabana atılamayacak bir
şehir olduğunu ispatlıyor. Profesyonel olarak 20 yıldır fotoğrafçılık
yaptığını söyleyen Hamit Yalçın, “Yaşamın görülen karelerinin yok
olmamasına adanan bir ömür var geride.” diyor.
İstanbul’u kültürel ve görsel
açıdan anlatan ciltler dolusu yayın, katalog ve kitap olduğunu belirten
Yalçın, Ankara’da böyle çalışmaların yok denecek kadar az olduğunu
hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Fotoğrafik açıdan bakıldığında
çok güzel fotoğrafların çıkacağı bir şehir Ankara. Ama Başkent fotoğraf
açısından zayıf kaldı. Hedefim Ankara’nın başlı başına kültürel ve görsel
açıdan kataloğunu oluşturmak. Bu konudaki çalışmalarımın üçte birini
tamamladım zaten.”
Yalçın, ortaya güzel eserler
çıkarabilmek için gerektiğinde vinç, helikopter ve uçak üzerinde,
gerektiğinde ise dağ yamaçlarında ile uçurum kenarlarında çalıştığını dile
getirdi. “Anadolu’nun güzelliklerine hayran bir insan olarak amacım
yurdumun güzelliklerini Türkiye ve dünyada tanıtmaktır.” diye konuşan
Yalçın, kişisel ve karma 14 sergiye imza attığını ifade etti.
Cinnah Caddesi, 31a/6 Çankaya
adresindeki ‘Anadolu Esintileri Fotoğraf Sergisi’nin 15 Mart’a kadar açık
olacağını kaydeden Yalçın, mayıs ayında, hem Ankara hem de ‘Moskova’da
Ankara Günleri’ programında sergilenecek ‘Ankara’da Sonbahar’ adlı bir
sergi açacağını aktardı.
VATAN GAZETESİ
HAZİRAN-2003
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Nallıhan´da, Nallıhan
Belediyesince yaptırılan Atatürk Yüzme Havuzu ve Spor Tesisleri´nin açılış
törenine katıldı.
KERVAN
STV
KASIM-2001
Anadolu’nun
gülen yüzünü ekranlara taşıyan Kervan, bu hafta Ankara’nın Nallıhan
ilçesinden evlerinize konuk oluyor. Programda Nallıhanlı hanımların
vazgeçemedikleri tutkusu ipek oyacılığını kendi ağızlarından
dinleyeceksiniz. Balık ve yaban domuzu avını bir macera gibi yaşarken
adrenalinin en üst seviyeye çıkmasının keyfini Nallıhan’da tattı Kervan
ekibi. Yerin iki yüz metre altında ekmeğini adeta taştan çıkarmaya çalışan
kömür işçilerinin hayat hikayelerini ve ilginç röportajları ekrana
gelecek. İlçenin tarihi mekanları, halk pazarından farklı insan
manzaraları Murat Yeni’nin sunumuyla Kervan programında ekranlara gelecek.
ZAMAN GAZETESİ
AĞUSTOS-2000
Bir çok ilçe gibi ekonomisi tarım
ve hayvancılığa dayalı olan Nallıhan, iklim şartlarının uygunluğu
nedeniyle bir sebze-meyve deposu. İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz
bölgelerinin kesiştiği noktada bulunan ilçe, ulaşım alanında yatırım
yapıldığı taktirde, önemli bir sanayi ve ticaret merkezi olabilir.
Başkent'e 160 kilometre uzakta
olan Nallıhan ilçesi, tarihi dokusu, kültürel yapısı ve jeopolitik
konumuyla önemli bir yerleşim yeri. Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre
sonra Türklerin eline geçen ilçe, aynı zamanda İpek Yolu'nun üzerinde
bulunması nedeniyle yüzyıllardır önemli bir ticaret merkezi.
Bir çok ilçe gibi ekonomisi tarım
ve hayvancılığa dayalı olan Nallıhan, iklim şartlarının uygunluğu
nedeniyle bir sebze-meyve deposu. Bugüne dek pirinciyle meşhur olan
Nallıhan, ülkeye çok miktarda ucuz pirincin girmesi nedeniyle bu
özelliğini kaybetti. 1987 yılında 3 bin 200 dönüm alanda pirinç tarımı
yapılırken, 2000 yılında bu alan 160 dönüme kadar düştü.
Nallıhan, Ankara'ya uzak olsa da
bölgesinde merkezi bir konuma sahip. İç Anadolu ile Marmara ve Karadeniz
bölgelerinin ayırımında olan ilçe, ulaşım konusunda yatırım yapıldığı
taktirde, önemli bir sanayi ve ticaret potansiyeli taşımakta.
*İşsizlik sorunu*
İlçenin en büyük sorununun
işsizlik olduğu savunuluyor. Yakında bulunan Çayırhan Termik Santrali
belirli bir istihdam sağlıyor ama, tarım ve hayvancılıktan umduğunu
bulamayan insanların kendilerini işsiz kabul etmesi, bu konunun en büyük
sorunmuş gibi görünmesine neden oluyor.
Çayırhan Termik Santrali bölge
halkının en büyük umutlarından biri. Yaklaşık 2 bin 500 kişinin çalıştığı
santral, devasa görüntüsüyle dikkat çekiyor. Santralin
özelleştirilmesinden sonra işçilerde işten atılma tereddüdü başlamış.
Fakat bugüne dek işten atılma olayına rastlanmamış.
Ankara'dan ve anayollardan uzak
olması nedeniyle termik santrali dışında bölgede herhangi bir sanayi
kuruluşu bulunmuyor. Fakat hayvancılığın gelişmiş olması nedeniyle,
vatandaş bölgede yem fabrikalarının kurulmasını istiyor.
*Hayvancılık potansiyeli*
Nallıhan'da günlük yaklaşık 30
tonluk süt üretimi bulunuyor. Bu süt, çeşitli yollarla pazarlanıyor. Fakat
ilçede kurulacak büyük bir mandıra, bu potansiyelin daha verimli
kullanılmasını sağlayacak.
Nallıhan Belediye Başkanı Safa
Gür, hayvancılığı sektörel alanda geliştirmek amacıyla kurmayı
düşündükleri peynir fabrikasıyla ilçeye önemli bir yatırım yapacaklarını
kaydetti. 6 milyon dolarlık bir dış kredi almalarının sözkonusu olduğunu,
bu parayla AB standartlarında bir peynir fabrikası yapmayı düşündüklerini
kaydeden Gür, "Bu projemiz şu anda fizibilite aşamasında. Eğer
gerçekleştirebilirsek, sadece dış pazara hitap edeceğiz. Böylelikle
ilçedeki hayvancılığı geliştirmenin yanında işsizliği de azaltmış
olacağız" dedi.
*"Sadece yol istiyoruz"*
Nallıhan Belediye Başkanı Safa
Gür, devletten hiç bir hizmet beklemediklerini sadece ilçeden geçen E 100
Karayolu'nun çift şeritli olmasını istediklerini söyledi. 1994 yılından
beri bu yönde çalışmalar oluduğunu fakat, ortaya somut bir proje
konmadığını belirten Gür, "Bu yolda her yıl bir çok ölümlü kaza meydana
geliyor. En kısa zamanda çift şeritli olması gerektiğine inanıyoruz.
Merkezi yönetim yolumuzu yapsın, biz ilçemizi kendimiz kalkındırmasını
biliriz. Başkaları gibi en ufak hizmetleri bile devletten bekleyecek
değiliz." diye konuştu.
Yolun çift şeritli olması
durumunda bölgedeki büyük yerleşim yerleriyle daha hızlı ve konforlu bir
ulaşım sağlayabileceklerini kaydeden Gür, böylelikle ilçedeki tarım ve
hayvancılığın da önemli gelişmeler yaşayacağına inandığını
belirtti.
*Bir
hastane komedisi*
Nallıhan devlet hastanesi, bölgede
önemli bir boşluğu dolduruyor. Çok sayıda ilçe ve belde vatandaşları
tedavi olmak için Nallıhan devlet hastanesine geliyor. 40 yataklı devlet
hastanesinin yetersiz olması nedeniyle yapımına başlanan 100 yataklı yeni
devlet hastanesinin inşaatı, boş yere tam 5 yıl durmuş. Hastanenin inşaatı
sırasında yukarıdan yüksek gerilim hattının geçtiği farkedilmiş(!).
Gerilim hattının yerinin değiştirilmesi için tam 5 yıl beklemiş Nallıhan
halkı. En son 3 ay önce bedeli Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanarak,
hat başka yönden geçirilmiş. Başkan Gür, olayın trajikomik yönüne dikkat
çekerek, "Hangi mühendis, hangi mimar bu projeyi çizdiyse binanın üstünden
gerilim hattı geçtiğini hesap etmemiş. Biz de bu nedenle 5 yıl beklemek
zorunda kaldık. Şu anda hastane inşaatımız hızla ilerliyor.
Tamamlandığında büyük bir boşluğu doldurmuş olacak" diye
konuştu.
Yarım kalan diğer yatırımlar da
bazı köylerin kanalizasyon şebekeleri. İl özel İdare bütçesiyle yapılan
kanalizasyon şebekelerinin bazıları tamamlanmamış.
*İllaki
'yerel yönetim yasası'*
Başkan Safa Gür, her belediye
başkanı gibi dönüp dolaşıp 'yerel yönetim yasası'na gelmeden edemiyor.
Yasanın en kısa zamanda çıkması ve yerel yönetimlerin yetkilerinin
arttırılmasını isteyen Gür, Türkiye'de adaletli bir hizmet dağılımın
olması için bunun şart olduğunu kaydetti. Gür, "Hangi bölgenin
milletvekilleri iktidardaysa, hangi bölgeden bakan çıkmışsa oralar hizmet
görüyor. Artık bu sistem değişmelidir." dedi.
Belediyelere eleman alımının da
Devlet Memurluğu Sınavı yoluyla yapılmasının yanlış olduğunu savunan Gür,
"Bana zabıta lazım. Samsunlu adam gelip ilçemde zabıtalık yapmak zorunda
kalıyor. Bir yıl sonra da memleketine gitmek istiyor. Benim kendi ilçe
sakinim olmayınca ben elemanımdan gerçek hizmeti alamam. Belediye eleman
alımının bu sınava dahil olmaması gerekir" diye konuştu.
*Belediye hizmetleri*
Başkan Safa Gür, ilçenin eski
tarım ilçe müdürü. Aslen Adana'lı olun Gür, ilçede belediye başkanı
seçilmesinin zor, fakat görevi yürütmesinin kolay olduğunu düşünüyor.
"Benim amcam, dayım, halam yok burada. Herkese eşit davranabiliyorum.
Hakkımda kimse de dedikodu yapmıyor" diyen Başkan Gür, ilçeye böylelikle
daha rahat hizmet ettiğini kaydetti.
Bu güne kadar 35 bin metrekarelik
alanı parke taşlarla döşediklerini kaydeden Gür, yaptıkları park ve
bahçelerle de ilçeyi güzelleştirdiklerini söyledi. İlçede altyapı ve imar
sorununun da olmadığına değinen Gür, kısıtlı imkanlarla yaptıkları
çalışmalar karşısında vatandaşın takdirini kazandıklarını
söyledi.
*Taptuk
Emre'nin dergahı*
Ünlü Türk mutasavvıfı Yunus
Emre'nin hocası olan Taptuk Emre'nin türbesinin bulunduğu Nallıhan'da her
yıl Ağustos ayının son haftası Taptuk Emre Etkinlikleri
düzenleniyor.
Yunus Emre ile Hocası Taptuk Emre
arasında geçen şu hikaye ilginçtir: Yunus Emre Taptuk'un kapısında tam
kırk yıl hizmet etmiştir. Bu hizmeti boyunca hocasına odun taşıyan
Yunus'un hiç bir zaman eğri ve yaş odun getirmemesi dikkat çeker. Hocası
Taptuk Emre, "Acaba ormanda hiç eğri odun yok mu?" sorusu üzerine Yunus,
"Var olmaya var da, sizin dergahınızdan hiç bir zaman odunun bile eğrisi
giremez" der.
MİLLİYET GAZETESİ
NİSAN-2002
Ankara’nın şehir merkezine en uzak
ilçelerinden Nallıhan 50 yıl sonra ikinci kütüphanesine kavuştu. İlçe
Kültür ve Sanat Vakfı tarafından yaptırılan Selime Fahriye Yazgan
Çetinkaya Kütüphanesi ve İnternet Merkezi dün hizmete açıldı. Törende,
İlçe Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Doğuş Holding İcra Komitesi Üyesi
İlhan Çetinkaya bir konuşma yaparak, "Dedem Mehmet Muammer Alptekin’in
tarihi evini restore ederek çağdaş bir eğitim merkezine dönüştürdük.
Yetiştiğimiz kasabanının gelişimine destek olalım istedik" dedi.
Kütüphanede 3 bini aşkın kitabın yanı sıra, 8 de bilgisayar terminali
bulunuyor.
RADİKAL GAZETESİ
ARALIK-1998
Çayırhan Termik Santralı'nın
açılışını Nallıhan'a karayoluyla gelen Başbakan Mesut Yılmaz tek başına
yaptı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Yılmaz'ın yurdun çeşitli
yörelerinde art arda düzenledikleri ortak gezi programları dün kesintiye
uğradı. Çayırhan Termik Santralı'nın üçüncü ve dördüncü ünitelerinin
açılış törenine hem Demirel hem de Yılmaz'ın katılması beklenirken,
Ankara'da sabahın erken saatlerinde etkisini gösteren yoğun kar yağışı
helikopterlerin havalanmasına izin vermedi. Bunun üzerine Demirel
programını iptal etti. Yılmaz, açılış töreninde yaptığı konuşmada enerji
yatırımlarının Türkiye'nin sanayileşmesi ve kalkınması açısından taşıdığı
öneme dikkat çekerken, "Kimse 'bunlardan bana ne' diye düşünmesin. Çünkü
açılan her santral yeni iş imkânı demektir" dedi. Türkiye'nin daha önce
ANAP iktidarı döneminde enerji alanında büyük bir hamle içine girdiğini
anlatan Yılmaz, bu hamlenin 1991 sonrasında hızını kaybettiğini, ülkenin
her yıl en az 1100 megavat gücünde enerji yatırımına ihtiyaç varken, bunun
300 megavat düzeyinde kaldığını söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Cumhur Ersümer, yapımında 1500 kişinin çalıştığı santralın işletmesi için
400 kişinin istihdam edildiğini söyledi. Ersümer, Çayırhan'daki kömür
rezervinin eşdeğer bir santralın ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti.
Santralın 3. ve 4. ünitesi 504 milyon dolara mal oldu. Çayırhan
Santralı'nda yılda iki milyar kilovatsaat elektrik enerjisi
üretilecek. |